Geçmişin tortusu savrulmakta geleceğin rüzgarlarında...
Bulutlar simsiyah birer tül olup üşüşmüşken ufka;
Öldüğünden habersiz bir güneş, göz kırpmaktadır bu can çekişen topraklara.
Estikce soğuktan yakınır rüzgar.
ve çoktan onun cinnetiyle uçmaya alışan tozlar,
henüz savrulmayı öğrenen küllere nispet yapmaktalar.
İşte;
Her bir zerresinde vücut bulmuşda azap sanki,
defalarca döllemekte bu harap beldede kendisini...
Belli ki çoktan atılmış topraklar o çukurun üzerine.
Ne alınacak nefes kalmış, ne de gidilecek bir yer,
şu yalnızlığın hep bakir kucağından başka önünde...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder