Karları çözülmekte olan ormandan arda kalan,
Eriyen buzlardan bir avuç anahtar,
Aklın ateşten kapısını boş yere kurcalayan...
Artık tek bir ânı, yattığın o mezarın taşıdır.
Ah...! Şafak da çürüseydi bedeninle,
Başucuna koyduğun son nişânın bile buzdandır...
Fırlayıp yalnızlığının yatağından koşsan bile,
Parıldamaktadır sabahın güneşi,
Yetişemezsin artık hatıralarının izine...
Biçâre ruh...! Yalnızlık mı sarıyor o bedenini ?
Bir zamanlar seni sarmalayan güneş,
Bak, hatıralarını eritiyor yavaşca şimdi...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder